bazı öğretmenlerin dili yoktur

Bazı Öğretmenlerin Dili Yoktur

30 Haziran 2026

Bazı karşılaşmalar vardır; ne kadar tesadüf gibi görünse de insan sonradan anlar ki aslında çok önceden yazılmıştır. Umay benim hayatıma böyle girdi. Onun hayatıma girdiği gün sadece bir at sahibi olmadım; bugün dönüp baktığımda görüyorum ki hayatıma çok güçlü bir öğretmen girdi. Çünkü bazen hayat, en büyük derslerini insanlarla vermez. Ben zaten yıllardır doğayı seven, kalabalıklardan çok sessizliği tercih eden, gün batımlarında kendini bulan biriydim. Belki de bu yüzden yıllar önce Patara'ya geldim; çünkü insan bazen bir yere taşınmaz, ruhu onu çağırır. Patara bana yavaşlamayı, yalnız kalabilmeyi ve sessizliğin aslında ne kadar derin bir ses taşıdığını öğretti. Ama sonra Umay geldi ve fark ettim ki doğayı sevmek başka, bir başka canlıyla derin bir bağ kurabilmek bambaşka bir şeymiş.

Uzun yıllar boyunca insan ilişkilerinde çok şey öğrendim; kırıldım, yoruldum, hayal kırıklıkları yaşadım. Bu yüzden güven benim için her zaman çok kıymetli ama bir o kadar da kırılgan bir yerde durdu. Belki de bu yüzden kendimi en güvende hissettiğim yer uzun zamandır hayvanların, toprağın ve doğanın yanı oldu. Sonra Umay hayatıma girdi ve bana güvenin ne olduğunu yeniden öğretti. Çünkü bir atla bağ kurmak, bir insanla bağ kurmaya hiç benzemez. Onu kandıramazsınız, rol yapamazsınız, güçlü görünmeye çalışamazsınız. Atlar kelimelere değil, titreşime bakar; korkunuzu, huzursuzluğunuzu, hatta zihninizin başka bir yerde olduğunu bile hissederler. Umay'ın yanında ilk kez olduğumdan başka biri olmama gerek olmadığını fark ettim. Ne güçlü görünmeye, ne her şeyi kontrol etmeye, ne de kusursuz olmaya… Sadece orada olmaya. Zamanla şunu anladım: Bir atın yanında kontrol sandığımız şey aslında uyumdur. Tıpkı hayatta olduğu gibi… Çok sıkarsanız bağ kopar, tamamen bırakırsanız yönünüzü kaybedersiniz. Gerçek denge ise ritmi hissedebilmekte saklıdır. Umay bana sevginin sahip olmak değil, bağ kurmak olduğunu; güvenin ise bir anda değil, her gün yeniden yan yana gelerek, bazen sadece sessizce aynı ufka bakarak inşa edildiğini öğretti.

Bugün dönüp son birkaç yıla baktığımda şunu görüyorum: Ben değiştim. Hayata bakışım değişti, başarı tanımım değişti, insanlardan beklentilerim değişti. Patara eski kimliğimin büyük bir kısmını yıktı; Umay ise yıkılan yerlerin üzerine yenisini inşa etmeme yardım etti. Artık başarıyı eskisi gibi tanımlamıyorum. Benim için başarı; bir gün batımına yetişebilmek, hayvanlarımla aynı gökyüzünü paylaşabilmek, toprağa dokunabilmek ve akşam başımı yastığa koyduğumda içimde huzur hissedebilmek demek. Çünkü Umay bana sürekli aynı şeyi hatırlattı: Kalbinin sesini duyuyorsan ona güven. İnsan ruhuna rağmen yaşayamıyor. Ve bazen hayatımıza giren en büyük öğretmenlerin dili olmuyor. Bazıları dört ayaklı oluyor ve insanın ruhuna sessizce dokunarak onu sonsuza dek değiştiriyor.